Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi

1813 tarihinde Gümüşhane’de doğdu. 10 yaşında Trabzon’a gelerek alimlerden ders almaya başladı. Ağabeyinin askere gitmesi sebebiyle bir süre babası ile birlikte ticaretle uğraştı. Ailesinin muhalefetine rağmen 1831 yılında İstanbul’a yerleşerek tahsiline orada devam etti. Devrin birçok ileri geleni onun sohbetlerinden etkilenerek yaşantısını değiştirdi. Bu ileri gelenler arasında Sultan II. Abdulhamid Han da vardı.

Ömrünün 28 senesini kitap çalışmalarına ayıran Gümüşhanevi, 16 yıl bizzat tebliğ faaliyetinde bulunmuştur. Sayıları bir milyonu aşan talebelerinin atıl duran servetlerini biraraya getirerek ortak bir "yardımlaşma ve yatırım fonu" kurdurmuştur. Bu yatırımlar sayesinde bir matbaa, yayın evi, içinde 18.000 kitabın bulunduğu 4 ayrı kütüphane ve çeşitli vakıflar kurdurmuştur.

Sünnet-i seniyyeye büyük önem verdiği bilinen Gümüşhanevi Hazretleri sürekli olarak talebelerine hadisler konusunda dersler vermiştir.

Gümüşhanevi Hazretleri döneminin en önde gelen İslam alimi olarak kabul görmüştür. Ülke çapında kütüphaneler kurdurarak ve eğitim faaliyetine bizzat kendisi katılarak Müslümanların ilerleyebilmesi için elinden gelen bütün gayreti göstermiştir. 93 harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nda cephede savaşmış ve askerimize moral desteği vermiştir.

1880 yılında Mısır seyahati dönüşünde Gümüşhanevi dergahını Halifesi Hasan Hilmi Efendi’ye bırakarak sadece cuma sohbetlerinde bulunmuştur. 13 Mayıs 1893 yılında yaz aylarını çadır kurarak geçirdiği Beykoz’daki Yuşa tepesinde vefat etmiştir.

Gümüşhanevi Hazretleri'nin Söylediği Sözlerden Bazıları Şunlardır:

- Muhabbetin dört çeşidi vardır: Allah’ı sevmek, Allah’ın sevdiklerini sevmek, Allah için sevmek, Allah’la beraber sevebilmek.

- Aşk, bütün his, irâde ve düşüncelerden sıyrılarak, yalnız Allah’a büyük bir iştiyakla yönelmek, mal, evlat, dünya ve her türlü alakadan koparak, Hâlık’a hasret duymaktır.

- Günahlardan kurtuluşun en sür’atli yolu, muhabbetullah ve cemalullah’a aşk ve şevk ile bağlanmalıdır. Bu ise çok ibadet etmek, istiğfar etmek, ölümü ve cehennem ateşini çok düşünmek, gecelerini ibadetle ihyâ etmek, mahlukâta şefkat göstermek, hüsn-ü zan beslemek, şehvet, kin ve kötü fikirlere karşı sabretmekle elde edilir.

- Sağa-sola bakmak nasıl kalbin gücünü parçalayıp zayıflatıyorsa, gözleri kapamak da, aksine kuvvet ve ferahlık verir.

- Kim ki gözünü haramdan sakınır, nefsini şehvetten korur, bâtınını murâkabe ile ma’mûr hale getirir ve helal rızıkla beslenirse, firasetinde yanılmaz. Fakat firaset, bedende nefsin hakimiyeti ile değil, Cenâb-ı Hakk’ın nuru ile bakabilme hassasını kazanmakla elde edilen bir haslettir.

-  Temel esas hizmettir. İnsan hizmet ettikçe himmete mazhar olur, izzet bulur ve saâdet-i dâreyne erer.
Hoca Efendi’nin eserlerinden bazıları:

- "Cami’ul Usul", "Ruhu’l-arifin", "Mecmu’atü’l-ahzab", "Kitabü'l-arifin fi esrar-ı esmai'l-erbain", "Mektup".

 

 

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi Nisan 2002 tarihli sayısında yayınlanmıştır.